Türkçe [Değiştir]

GÂŞİYE 1-26, 88/GÂŞİYE Suresi Türkçe Meâli

Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden GÂŞİYE Suresi dinle!
Hafız Maher Al Mueaqly sesinden GÂŞİYE Suresi dinle!
Hafız Mishary AlAfasy sesinden GÂŞİYE Suresi dinle!
Sonraki
Önceki
share on facebook  tweet  share on google  print  

سورة الغاشـيـة

GÂŞİYE Suresi

Bismillâhirrahmânirrahîm

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ﴿١﴾
88/GÂŞİYE-1: Hel etâke hadîsul gâşiyeti.
Gâşiyenin (heryeri kuşatıp kaplayacak olan korkunç felâketin) haberi sana geldi mi? (1)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ ﴿٢﴾
88/GÂŞİYE-2: Vucûhun yevme izin hâşiatun.
İzin günü zillet içinde olan yüzler vardır. (2)
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ ﴿٣﴾
88/GÂŞİYE-3: Âmiletun nâsıbetun.
Yorucu işler yapan. (3)
تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً ﴿٤﴾
88/GÂŞİYE-4: Teslâ nâran hâmiyeten.
(Onlar) kızgın ateşe atılırlar. (4)
تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ ﴿٥﴾
88/GÂŞİYE-5: Tuskâ min aynin âniyetin.
Kaynar su pınarından içirilirler. (5)
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ ﴿٦﴾
88/GÂŞİYE-6: Leyse lehum taâmun illâ min darîın.
Onların yiyeceği dari’den (acı, pis kokulu dikenli ağaçtan) başka bir şey değildir. (6)
لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ ﴿٧﴾
88/GÂŞİYE-7: Lâ yusminu ve lâ yugnî min cûın.
Beslemez ve açlığa da bir fayda vermez. (7)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ ﴿٨﴾
88/GÂŞİYE-8: Vucûhun yevme izin nâımetun.
İzin günü naîm (güzel ve parlak) yüzler vardır. (8)
لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ ﴿٩﴾
88/GÂŞİYE-9: Li sa’yihâ râdiyetun.
(Dünyadaki) sa’yından (çalışmasından) razıdır. (9)
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ﴿١٠﴾
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً ﴿١١﴾
88/GÂŞİYE-11: Lâ tesmeu fîhâ lâgıyeten.
Orada boş söz işitmezsin. (11)
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ ﴿١٢﴾
88/GÂŞİYE-12: Fîhâ aynun câriyetun.
Orada devamlı akan bir pınar vardır. (12)
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ ﴿١٣﴾
88/GÂŞİYE-13: Fîhâ sururun merfûatun.
Orada yüksek tahtlar vardır. (13)
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ ﴿١٤﴾
88/GÂŞİYE-14: Ve ekvabun mevdûatun.
Ve (önlerine) konulmuş kadehler. (14)
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ ﴿١٥﴾
88/GÂŞİYE-15: Ve nemârıku masfûfetun.
Ve dizilmiş yastıklar. (15)
وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ ﴿١٦﴾
88/GÂŞİYE-16: Ve zerâbiyyu mebsûsetun.
Ve yayılmış süslü kıymetli halılar (vardır). (16)
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ﴿١٧﴾
88/GÂŞİYE-17: E fe lâ yanzurûne ilâl ibili keyfe hulikat.
Onlar hâlâ deveye bakmıyorlar mı ki, nasıl yaratılmış? (17)
وَإِلَى السَّمَاء كَيْفَ رُفِعَتْ ﴿١٨﴾
88/GÂŞİYE-18: Ve ilâs semâi keyfe rufiat.
Ve semaya nasıl yükseltilmiş? (18)
وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ ﴿١٩﴾
88/GÂŞİYE-19: Ve ilâl cibâli keyfe nusıbet.
Ve dağlara, nasıl dik olarak yerleştirilmiş? (19)
وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ ﴿٢٠﴾
88/GÂŞİYE-20: Ve ilâl ardı keyfe sutıhat.
Ve yeryüzüne, nasıl düzleştirilmiş (bakmıyorlar mı)? (20)
فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ ﴿٢١﴾
88/GÂŞİYE-21: Fe zekkir innemâ ente muzekkirun.
Artık zikret (hatırlat), sen sadece müzekkirsin (hatırlatıcısın). (21)
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ ﴿٢٢﴾
88/GÂŞİYE-22: Leste aleyhim bi musaytır(musaytırın).
Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. (22)
إِلَّا مَن تَوَلَّى وَكَفَرَ ﴿٢٣﴾
88/GÂŞİYE-23: İllâ men tevellâ ve kefer(kefere).
Ancak kim (arkasını) döner ve inkâr ederse. (23)
فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ ﴿٢٤﴾
88/GÂŞİYE-24: Fe yuazzibuhullâhul azâbel ekber(ekbere).
O taktirde Allah onu en büyük azap ile azaplandırır. (24)
إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ ﴿٢٥﴾
88/GÂŞİYE-25: İnne ileynâ iyâbehum.
Muhakkak ki onların dönüşü Bizedir. (25)
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ ﴿٢٦﴾
88/GÂŞİYE-26: Summe inne aleynâ hisâbehum.
Sonra onların hesapları muhakkak ki Bize aittir. (26)